Mutlu annelik

Anne olduğum günden beri bir şeyi farkettim.

Ben ne kadar iyiysem oğlum o kadar iyi, ben ne kadar mutluysam, o da o kadar mutlu…

Sanki benim aynam, sanki bir yansımam gibi…

Bunu farkettiğimde tabiki lohusalığı bitirmiş, gözlerimi sendromdan yeni açmıştım. O lohusalık sendromu denilen şey, zaten bambaşka bir dünya. Şayet o dönemde farketmiş olsaydım herhalde akli dengemi komple yitirmiş olabilirdim. Neyseki; iyiki diyorum…

Peki nasıl mutlu anne olacaktım? Nasıl çıkacaktım işin içinden? Uyuyamıyor, yemek yemeye vakit bulamıyorken nasıl olacaktı bu mutluluk? Birde eşim herkesin eşi gibi eve gelmezken, gemi ile seferdeyken, ben nasıl mutlu olacaktım?

İşte burada tıkandım. Mutluluk için uygun şartları kendimde aramaya başladım. Neticede mutsuzdum. Bir çok kadın gibi bende sakin, kendi halinde yaşama alışmış biriydim. Gezen, tozan, hayatı çok ciddiye almayan türden.

Tam burada sorumun cevabını buldum. Ben gezen, tozan ve hayatı ciddiye almayan bir kadındım!

Peki ne oldu da eve tıkıldım? Ne oldu da benim hayatım eskisinden daha renksiz ve mutsuz bir hal almıştı?

Ben ‘anne’ olmuştum ve toplumun bana verdiği şey eve tıkılıp çocuk bakmamdı. Biranda silkelendim ve dedim ki; sen mutsuz olmayacaksında kim olacak? Sen sen değilsin bir kere.

İşteee tam burada bir karar aldım. Evet, bir bebeğe ebeveynlik yapmam gerekiyor, onu ben istedim, hayatımda olmasına ben karar verdim ama bu benim hayatımı yıkmamalı. Benim benliğimi söndürmemeli.

O günden sonra; ilk yaptığım şey; bebeğimi bırakıp on beş dakika kadar bi çıkıp hava olmak oldu. Tabi giderken şuna şartlandım. Kesinlikle bebeğimi bıraktım diye suçlamayacaktım kendimi. Gidip sokakta bir yürüyüş yaptım, temiz hava enterasan bir şekilde iyi gelmişti bana. Eve geldiğimde bebeğim burnumda tütüyordu. Daha bi özlemle aldım kucağıma. Sanki o da bana daha sıcak yaklaşmıştı. Mutluydum, en azından o anda. Ve o da mutluydu…

Zamanla onunla veya onsuz dışarı çıkmalara başladım. Bazen iş için çıkıyor, bazen sadece nefes almak için… Kendime aynada bakmaya başladım. Makyaj yapmaya, kendime özen göstermeye… Daha doğrusu ‘ben’ olmaya başladım.

Uykusuzdum, yorgundum ama huzurlu ve mutluydum.

Şimdi birçok kadından mesajlar alıyorum. Nasıl yapıyorsunuz? Şeklinde. Cevap kendinizde gizli. Eskiden neyseniz o olmaya devam edin. Bir tık daha yorgun olacaksınız ama değdiğini göreceksiniz…

Mutluyum, mutluyuz, mutlu…

Yazar

Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: